Yaşamın Direksiyonunda Atölyesi

“Hey, Şebnem! Evet, evet sana sesleniyorum, beni duymuyor musun sen?

Ben kim miyim? Tabi ki Sen’im!”

İçimdeki sesin bana seslendiğini duyduğum ilk an ufak çaplı bir şok yaşamıştım. Zaten kendine eleştirel bakan biri olmama, günlük davranış ve karar muhasebemi her gece yapmama rağmen bambaşka bir seslenişle karşılaşmıştım. Bir yardım çığlığı değildi, hayır, aksine bana yardımcı olmak istiyordu. Mesleğimin, özel hayatımın, yaşadığım dünyanın ve taşımaya pek hevesli olduğum yüklerimin arasında aslında hiç de sandığım kadar kendime vakit ayırmadığımı fark ettirdi bu ses bana.

Sonra kendimle bir yolculuğa çıkmaya karar verdim.

Öncelikle ihtiyacım olan; kendimi net bir şekilde duymaktı. Bu yüzden an geldi etrafımdaki tüm sesleri kapattım. Çünkü sadece gerçeği söyleyecek olan, içimdeki Şebnem idi...
Ardından eğitimler, katıldığım çalışmalar ve çok sayıda atölye etkinlikleri geldi. Her şey birbirine bağlanır bir hal almıştı sanki. Bir çalışma diğerini tamamlıyor, özünde hiçbir şeye hesap sormadığım halde elimde yaşama dair pek çok cevap buluyordum.

Uzun yıllardır aldığım eğitimler, yaptığım çalışmalar ve en çok da kendimle olan yolculuğumda fark ettim ki; zihnin yaratımı olan bazı desen (patern) blokajları üzerinde yapılan şifa çalışmalarından bir süre sonra benzer sorunları tekrar yaşayabiliyoruz. Üstelik ne yapsak bir üst frekans seviyesine geçemiyoruz. Bunu kendimde fark ettiğimde bu durumun topyekun bir mücadele gerektirdiğini anladım. Kendimizi değiştirmek elbette mümkün fakat bir fıtrat olduğu gerçeğini de asla göz ardı edemeyiz. İşte ben de kendi fıtratım gereği bu topyekun mücadelenin nasıl olabileceğine kafa yormaya ve bir çare aramaya başladım.

Kendi atölyelerimdeki danışanlarımın enerji blokajlarına baktığımda; kaynakla birliğin bilincinde olduğunu, en az bir evrensel şifa öğretisinin uyumlamalarını almış olduğunu gördüm. Hatta çoğu zaman şifacılar, psikologlar, psikoterapistler geçmiş yaşamlardan getirmiş olduğumuz bu travmalar üzerinde çalışmış oluyorlardı. Böyle zamanlarda insan bir müddet kendini zinde, hafif ve temiz hissediyor fakat bir süre sonra tekrar aynı patern bir başka konuda yine hazırlıksız yakalayıp sarsıyor. Bu durumu birkaç yıl önce fark ettiğimde “İşte asıl mücadele noktası burası!” dedim ve Yaşamın Direksiyonunda isimli atölyeyi tasarladım. Atölyedeki her bir öğretiyi kendi yaşamımda deneyimledim. Aldığım sonuçlar muazzamdı. Böylece tamamen kendi tecrübelerimden esinlenerek topkeyun bir mücadeleyi başlatmış oldum.

O zaman gazamız hayırlı olsun!

Bugün geldiğim noktada sizi, benliğinizin en ufak parçasına kadar uzanan bu derin yolculuğa davet ediyorum. Ben nasıl kendimle bir yolculuğa çıkmışsam, sizin de o yolculuğa çıkmanıza yardımcı oluyorum aslında. Rehberinizin de üstadınızın da kendi benliğiniz... Meditatif bir yaklaşım ile yaratıcı enerjinizi özgürleştirecek ve siz de benim gibi sezgiselliği besleyen özel yöntemlerle tüm sesler kapandığında yalnızca kendi sesinizi dinleyebileceksiniz. Bu neden mi önemli? En başta da dediğim gibi, çünkü kendi sesimiz hep gerçeği söyler, yalnızca gerçeği...

Şimdi size en etkileyici ve şaşırtıcı kısmı söyleyeceğim; içimdeki kahramanı bulduğum an! Kahramanlık sadece başkalarına bahşedilmemiştir. Kendime nasıl bir kahraman olduğumu sordum, bana verilmiş ilahi hediyeler nelerdi? “Kahramanı kahraman yapan şey onun en büyük engelinden başka bir şey değildir” gerçeği ile karşılaştığımda, sanki düşmanımmış gibi görünen, bana hep zorluk çıkaran, ben aştıkça büyüyerek geri gelen antagonistimle tanıştım. Ve asıl önemli olanın onu yenmek değil, fark edebilmek olduğunu kavradım!

Bugün, tasarlamış olduğum Yaşamın Direksiyonunda Atölyesi’ndeki 6 haftalık yolculuk boyunca, keşfettiğimiz tüm güzel yönlerimizi bir araya getirip evrendeki iyiliklere bağlayabilecek ve kendi muhteşem geleceğimizi oluşturabileceğiz.

Yaradan’ın verdiği güçle, biz istedikten sonra her şey mümkün!